Fotoğraf: AltaySK.com

Bu kış benim için zor geçiyor. Kaç kez hastalandığımı bilemiyorum. Hatta bu yüzden çok istememe rağmen Bugsaş ve Turgutlu deplasmanlarına gidemedim. İşte bu haftayı da mecburi üç günlük yatak istirahatiyle geçirdikten sonra, “Gidilmemiş iç saha maçı bırakmayacağım” şiarıyla zor da olsa şimendifere bindim. Alsancak Garı’nda indiğimde sıcak vagonun tesiriyle oldukça terlemiştim. Peronda ise buz gibi soğuk bir rüzgar esiyordu. Acele acele yürüyerek stada intikal ettiğimde ise maç çoktan başlamış, tarafgirler çoktan ahar mahallinden tribünlere dahil olmuştu.

Merdivenleri tırmanıp bizim ekibin yanına dahil olduğumda Tayyar abi, “Bu halde maça gelinir mi, evde kalsaydın” dedi. Tribünlerin az rüzgar alan bir tarafına Murat Polatkıran’ın yanına ilişip maçı seyretmeye başladım. Bir ara o da üşümüş yahut içtiğim sigaranın dumanından rahatsız olmuş olacak ki alt tarafa güneş alan yere indi.

İlk yarıda bana kalırsa fazla etkili değildik.  Ekrem Hoca 4-3-3 oynatıyordu, solda Ömer’in ilerisinde Yunus sarkık bir şekilde bekliyor, fakat tesirli olamıyordu. Buna biraz da sağ kanatın ilk yarıda dişe dokunur bir hücum yapmaması sebep oldu. Yunus’u tutan Urfalı neredeyse terlemedi bile. Ne zaman ki ikinci yarı oldu ve Göksel orta çizgiyi geçip klasını göstererek ataklara katıldı, işte o vakit Altay etkili oldu. Zaten Urfalılar da maç yapmaya değil istirahate gelmişti. Manda tezeği gibi çimlere yayılıp durdular. Bizim oyuncularımız müsait oldukları pozisyonlarda bile topu taca atıp centilmenliklerini gösterdiler lakin bu da bir yere kadardı. Fatih, bir pozisyonda sakatlık numarası yapan Urfalıyı ciddiye almayıp oyunu devam ettirdi deyu Urfalılar üzerine yürüdü. Gerçi ben de ilk bakışta o Urfalının yatışından sahada vefat ettiğini ya da en azından komaya girdiğini düşünmüştüm. Fakat sedye ile saha haricine çıktığı anda üstüne üstlük kalkıp bir de utanmadan at gibi koşturduğunu görünce maçtan iyice sıtkım sıyrıldı. Evet vakit geçirmek futbolun içinde var. Ancak bu kadarı da değil tabii. Peygamberler şehrinin takımına mensup olanlar böylesini nasıl kendilerine yakıştırdılar aklım havsalam almıyor. Evlat olsa sevilmezler, o derece yani.

Hakem verdiği ters kararlarla resmen hayattan soğuttu. Bizim futbolcular durumun farkına vardıkları için hakem isabetsiz karar vermesin diye zaman zaman tartışmalı pozisyonlarda önceden hakemi uyardılar. En komiği de çizgiye yakın olduğu halde kornere çıkan topa önce avut demesi, bizimkilerin 50 metre arkadaki yan hakemi işaret ettikten sonra kararını değiştirip korneri vermesiydi.

Neticede tüm iyi niyetimize ve futbolcularımızın canla başla çalışmalarına rağmen karşımızda futbol oynamak yerine oynatmamayı tercih eden bir rakip bulduk. Bu da seyir zevkine menfi şekilde tesir etti ve hasta hasta bok gibi sigara içtim yine. Ne yapalım, tahammüle mecburuz bunlara. Allah sonumuzu hayr etsin.

هر زمان هر يرده ان بيك التاي

صظمتمز اصالتمزدن منقول

Meali: Her zaman her yerde en büyük Altay. Azametimiz asaletimizden menkul.

Orhan BERENT
Kaynak: Siyah-Beyaz 

Arkadaşlarınızla Paylaşın:
  • Print
  • Add to favorites
  • Facebook
  • Twitter
  • MySpace
  • Tumblr
 

1 Yorum var

  1. urfaspor diyor ki:

    öncelikle bu yorumu okuduktan sonra bişeyler yazmak geldi içimden.diyelimki maçı urfa soğuttu hep yerde oyalandı zaman geçirmek futbolu çirkinleştirdi…şimdi gelelim asıl konuyaa…büyük altay taraftarısıız urfaya gelenlere sorun.kendi taraftarlarınıza sorunnn.aynısını yapmadılarmı?futbol oynadılarmı??yerden hiç kalktılarmı???tarih tekerrür etti sadece…şampiyoluk yolunda en büyük rakibimizden deplasmanda alınan bir puan urfam için iyidir..urfa çıkmayacaksa altay çıksınnnn seviyoruz altayı inanın

Yorum Yapın